Çok Eskilerden

Beyazıt'ta özbek çarşısı diye bir yer var, orada kitapçılar da var. İşte o kitapçıların en üst katında, neredeyse kimsenin uğramadığı bir köşede mizah dergileri yığılı. hem yeni hem eski yüzlerce ikinci el mizah dergisi tanesi elli kuruştan satılıyor. Ben lisedeyken sınıfa bir mizah dergisi girdi mi önce herkesin elinden geçer sonra da her bir sayfası başka tarafa dağılır giderdi, işte bu yüzden en azından işi ucuza getirmek için bahsettiğim kitapçıdan ikişer üçer alırdık eski dergileri, zaten mecmua(o da nesi?) okumaya yeni başladığımız için herşey yeni sayılırdı, sonra da o dergiler eriyene kadar sıraların arasında döner dururdu. Bu gün yine o yerden dergi alma isteğim depreşti.
Hem de bu sefer sırf gülmecesi için değil, eski çizerler nasıl işler yapıyormuş bir bakayım da fikrim olsun diye gittim. Üç leman iki de limon aldım. 1990'dan kalma dergiler, neredeyse benimle yaşıtlar. Şimdi açık konuşmak gerekirse bana pek komik gelmediler, kuşak farkından falan olabilir. Gerçi çizgileri bu günkilerden daha iyi. Asıl en güzeli de bu günlerde Mizah dergilerinde tam sayfa çizen üstatların o zamanlar küçücük köşelere iki üç karikatür çizmiş olduklarını görmek çok güzel. Mesela Erdil Yaşaroğlu'nun belkide ilk karikatürleri var limon'da. Sonra Selçuk Erdem var, Metin Üstündağ var Bahadır Baruter var. şimdiki esprilerinden çok uzak işler yapmışlar hep. Daha sonra nostaljik çizimleri paylaşırım belki, evet evet paylaşırım.
‘’

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder