Dünya Klasikleri'ne Ciddiyetsiz Bakış

 Roman okumaya başlamam lise yıllarıma tekabül eder ki o zamanlar edebiyet öğretmenlerimiz bir kitap seçer ve yıl sonunda ondan sınmav yapardı. Yani Roman okumak bir iş, hatta bazen ceza olurdu. Buna rağmen, yani gönülrızası ile değilde zorla okunsa da roman okumaya başlamak için bir yol görülebilir bu ancak seçilen romanlar da türkiyede yazılmış ilk pisikolojik roman olmak gibi niteliklere sahipse hiç de iyi olmaz bu durum. İnsanın ilk defa aklı başındayken okuyacağı kitabın çok kaliteli olması gerekir ki okuma işinden zevk alabilsin. O zamanlar ben çok şükür ki o zorunlu romanları okumak yerine Yüzüklerin Efendisi'ni okumuşum da roman okumanın ne demek olduğunu anlamışım. Bu noktada önemli olan kitabın kalitesi değil çünkü, onu sevip sevmemek önemli olan. Ben yüzüklerin efendisi'ni çok sevdim ve ondan sonra da hep daha güzel kitaplar aradım. 1984'ü okudum, Mülksüzleri de Körlük'ü de okudum, sevdim. Zaten asıl sorun bu noktada başlıyordu, bundan sonra okuyacağım kitapların benim seveceğim şeyler olacağını nasıl bilecektim. O halde en iyi çözümün testedilmişler üzerinden gitmek olduğuna kanat getirdim yani klasikler. E onca yıldır okunmuş beğenilmiş, vardır bunların da bir mahareti diyorum kendi kendime. fakat o kadar da okuyucu bir kimse olmadığım için gidip kitapları almak yerine kitapların bana gelmesini bekliyorum. Birisi bende şöyle bir kitap var desin, birisi şu kitrabı şundan ödünç almıştım desin ben de üzerine atlayıvereyim hemen. İşte zurnanın zırt dediği yere geldik, şu anda elimde iki kitap var, ikisi de bana geldi. Şimdi onlardan hangisini okumalıyım onun kararını vereceğim.

 Bir elimde Suç ve Ceza var, bir elimde de Pucca'nın kitabı(kitabın adı tam olarak "küçük aptalın büyük dünyası, pucca günlük" sanırım) İşte asıl soru bunlardan hangisini okumalıyım. bu karşılaştırma kitapların edebi değerleri ile ilgili değil, tamamıyla benimle ve onların geçici bir süre için benim elimde olmalarıyla ilgili. Pucca'nın kitabı eğlencelidir büyük ihtimalle. Blog tadında yazılmış olduğu için okuması kolay, otobüste falan çıkarıp bakılabilecek bir kitaptır diye tahmin ediyorum. Fakat öte yandan klasik dendiğinde akla ilkı gelen, dünyanın her yerinde okunmuş ve romancıların çocuğunu etkilemiş bir kitap var. İşte böyle olunca da biraz ürkütücü oluyor zira bu kadar büyük bir kitabın basit bir okuyucu (ben oluyorum o) tarafından analaşılamayacağı izlenimi doğdu bende. Nasıl ki sanat filmlerinden, sürrealist resimlerden bir şey anlamıyorsam bu romandan da ha keza bir şey anlamayabilirim. Yine d bu kitaplar benim değil ve eninde sonunda gidecekler, onlar gitmeden önce en az birini okumuş olmak istiyorum.
‘’

1 yorum: