Gözüme Gözlük Gerdiler


 Birisi uzaktan bana doru yürüyorsa aklımdan geçen ilk şey “bu zatı tanıyor muyum acaba” oluyor. Gözlerimi kısarak bakıyorum, yüzünün bulanıklığından kim olduğunu çıkarmaya çalışıyorum ama bir türlü olmuyor. Ancak yeterince yaklaşırsa anlayabiliyorum kim olduğunu ama o zaman da selam vermek için falan çok geç kalmış oluyorum. Belki de bu yüzden insanlarla mesafeliymişim gibi bir izlenim oluştu kısa çaplı çevremde. Bazen de okulun kafeteryasına falan girdiğimde, zaten içerisi fazla karanlık olduğu için gözlerim buğulanıyor. Kimsenin yüzünü seçemiyorum. Bir defasında yeterince yakın arkadaşlarımın oturduğu masanın dibinde durmuş etrafıma bakıyordum, acaba tanıdık kimse var mı bu saatte diye. İşte bu şikâyetlerle gittim göz doktoruna. Aslında uzun zamandır kendi gözlerinden benden daha şikâyetçi olan bir arkadaşım ile kendimi gaza getirmemle başladı her şey. Onun gözleri benimkinden de beter ya sabahın kötünde Bayrampaşa Devlet Hastanesi’nin alçak tavanlı koridorunda bekler olduk bu dertten. Doksan yaşında bir dede, gözlerinde kavanoz dibi gibi gözlüklerle, elindeki sıra numarasıyla “aman sıra benden mi” diye sorup durarak bizleri de heyecana soktuğundan kıpır kıpırdık. Amma ve lakin doktorun bizim gibi kıpırdaklara tahammülü hiç yokmuş. İçeri girdiğimde yüzüme bile bakmadan şikâyetin ne diye sordu, önce yazının başındaki gibi, uzun uzun açıklamak istedim ama doktor daha ben bir şey diyemeden otur şuraya dedi. Elektronik bir aletin içinden tarlaların ortasında duran yalnız bir ev manzarasına baktım. Ev bir görünüyor bir bulanıklaşıyor ama doktorun bana bir şey sorduğu falan da yok. Sonra kalk oradan şuraya otur dedi. Gözüme camsız bir gözlük geçirip karşı duvardaki sayılar gösterdi, gözlüğün üzerinden uygun camları indirip görüp görmediğimi sordu ve daha ben evet der demez kalk dedi. Göz muayenem teknoloji çağına yakışır şekilde hızla bitmişti. Doktor tekrar şikâyetin ne diye sordu, bir an cevap veremedim. Sonra anladım ki arkamdaki hastaya soruyormuş. Hemşirenin verdiği reçeteyle tıpış tıpış odadan çıkıp, koşar adım hastaneden uzaklaştım. Doktor gözlük yazmıştı ve ben henüz bunun nasıl bir yükümlülük olduğunu bilmediğim için tarifi zor, kıpırtılı duygular içindeydim. Sonra o duygulardan çıkıp aile büyüklerimle gözlükçüye gittim. Sosyal devletin vatandaşları için verdiği ücretsiz gözlüklerden (hepsi de kalitesiz olsa da) bir tanesini seçtim ancak gözlükçü müşterisinden para koparmayı gayet iyi bildiği için gözlük camlarını devletin verdiklerinden değil de altmış lira bayılarak çok çok bir farkı varmış gibi süper filtreli, yansımasız, yanmaz -yapışmaz gözlük camlarından aldım. Şimdi suratımda koca çerçeveler var ve çok rahatsızım, gerçi görüş açım çok değişti. Uzakları görür oldum mamafih sanırım gözlüklere hiç alışamayacağım.
‘’

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder