Super Mario


  Kaç yıllar sonra yeniden keşfediyorum o bıyıklı amcanın maceralarını. Mario nasıl başarmış da süper unvanını almış bilmiyorum ama oyunlarının çok saçma olmalarına rağmen insanı sürekli başında tutan bir sırrı var galiba.
  Daha çocukken atari ile oynadığım Mario’nun haddi hesabı yok zaten. O zamanlar oyun daha zordu galiba, çok da uzundu. Tabi teknolojimiz de oyunu yarıda bırakıp sonra kaldığımız yerden devam etmeye yetmiyordu. Bir de atari’yi evdeki tek televizyona kurduğum için oyunu uzun süre oynamak çok zor oluyordu. Her an annemin gelip aletin fişini çekeceğinden korkarken küçük adamımızı zararlı mantarlardan korumak hiç de kolay değildi.

  Oyunun içeriği de ne gıcıktı, şimdi düşünüyorum da o zamanlar o bıdık çocuk halimle niye böyle bir şeye hırslanmışım da oyunu sabah akşam oynamışım bilmiyorum. Bir kere ben Mario’yu oynarken onun bir tesisatçı olduğunu bilmiyordum. Gerçi boruların içinde falan gezinmesinden işkillenmem gerekirmiş ama ne bileyim Allahın tesisatçısının mantarlarla, kaplumbağalarla ve ya prensesle ne işi olur ki? Sonra bir de süper güç olarak ateş topu atması vardı ki bunun tesisatçılıkla hiçbir ilgisi yok diye biliyorum. Yoksa yanılıyor muyum?
 Atla zıpla, canavar mantarları öldür iyi huylu mantarları ye. Sonunda ne oluyor, lavlarla solu kalenin içindeki prensesi kurtardım diyordun ama bir de bakıyorsun ki yine başka bir mantar. Özür diliyor, prenses başka bir kalede!  İşin kötüsü ben hiçbir zaman o oyunun sonunu getiremedim. Sekiz kale var, her kale için dört bölüm var. Etti mi sana otuz iki bölüm. Gerçi kısa yollardan oyunu bitirmenin yolları vardı ama son bölümdeki sırıtan top mermilerinden bir türlü kurtulamazdım. Ancak mantardan bozma prenses ile kendimi teselli ediyordum.
 Neyse ki yeni çıkan Mario’larda o sinir bozucu, sürekli özür dileyen sahte prenses yok. Kalenin içindeki ateş saçan dev kaplumbağa da o kadar angut değil, daha aktif daha sinsi gibi. En güzel yanı da artık oyunu bitirebiliyorum. Bayağı zor oluyor ama nihayet prensesi kollarıma alıyorum, gerisi de malum işte.
‘’

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder