Melaba

 Ersin Karabulut'un ikini sandık içi kitabını okumaya devam ederken dergi'de çalışıyor olmak isteğim iyiden iyide depreşti. O şimdi köşesinde dergide çalışmanın ne kadar zor olduğunu, adamın gündüzünün gecesiyle karıştığını, kendisine hiç bakamadığını filan anlatmış. Pis pis mekanlar çizmiş ama nedense bunlar bana daha da cazip geliyor. Herhalde dergi böyle büyük bir firmanın yan kolu olupta her yer cam ve çelikten yapılmış pırıl pırıl bir yer olsaydı hiç de hoş olmazdı. "Dergide sürekli geyik yapıldığını mı sanıyorsunuz çalışıyoruz biz burada" anlamında köşeler de var da, bence o kadar da çalışmıyorlardı ya geyik yapıyolardır yine. Lombak kapanmazdan evvel amatör olarak gitmiştim ve ne hikmetse bir tek ben vardım amatör olarak, aslında gelen br kaç adam daha vardı da işlerini bırakıp gidiyolardı, ben kovmalarını bekler gibi oturuyoum bir kenarda. O zaman toplantı yapıyoruz diyorlardı ama bildiğin çizerler toplanıyor masanın etrafında geyik yapıyor; toplantı dedikleri bu. Sonra karınları acıkıyor dışarı yemek yemeye gidiyorlar, işe bak ne güzel. Çizercilik sanki hala biraz çocuk kalmış adamların ciddi gib duran işleri ciddiyetsizce yapması sanki. Doktorculuk oynayan çocuğun cidden birini ameliyat etmesi ve hatta başarılı olması gibi. Hoff o kadar da tarama atıyorum tarama ucumla ama bir türlü kemale eremedim.
‘’

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder