Dans eden Zombiler

 Zombi olmak fırsatı insanın eline pek geçmiyor bu dünyada, bunu da tattım ya tam oldum. Hem de düz zombi değil, öyle sağda solda koşturup adam olsa da yesek diyen bir yürüyen ölü değil benimkisi bayağı bayağı hobileri olan, yeri geldiğinde dansını yapan bir zombi çeşidi.
 Efendim  Michael Jackson'ın meşhur şarkısı Thriller'in, icra etmek için zombi olmayı gerektiren dansını tüm dünya ile birlikte yapabilmek adına büyük külfetlere girdim. Üç gün kursa gittim ama yine de dansı tam manasıyla öğrenemedim ve o gün gelip çattı.
Belirlenen saat gecenin dördüydü zira amerikalılar ile aynı anda dans etmek istiyorduk. Peki neden onlar keyiflerince belirledikleri saatte dans edebilirken biz onlara uymak adına gecenin en saçma saatinde Ortaköy'de toplanmıştık? Çünkü Michael efendi amerikalıydı da ondan. Farz-ı misal İbrahim Tatlıses için böyle bir organizasyon düzenlenmiş olsa o zaman da amerikalılar olmadık saatlerde "van tu tri foro" diye oynayacaklardı. Zaten dans etmek bence hiçbir zaman başlı başına bir amaç olmaz ki bizim o günkü amacımız da sabahlamak ve gırgır şamata yapmaktı. Gerçi bir saatten sonra olay çığrından çıktı, insanlar zombi makyajı ve kıyafetleri ile saçma danslar yapınca etrafınızda bir an durup "ne oluyoruz lan" diyorsunuz. zaten bir noktada arkadaş grubumun arasında bir Rus hanınefendisi zuhur etti ki orayı hiç anlamadım. Uzun lafın kısası, zombi de oldum dans da ettim. Geceden beklentilerimi tatmin etmiş ayrıldım. Düşününce aynı gece birisini iskambil kartları ile oynanan bir oyunda defalarca yenmiş olmam ne garip. İnsan durup durup böyle geceler yaşamak için var galiba.
‘’

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder