Bağıran Adam

 Son zamanlarda kendimi çok daha iyi anladığımı sanıyorum ama asıl sorun başkalarını anlayamıyorum. İnsan türünün tamamını yani, en yakınımdakinden en uzağımdakine kadar. İnsanlık çok karmaşık bir olgu tabi ve Hava Gezginlerinin de dediği gibi Dünya ile barışmadan önce kendinle barışmalısın. Keşiş Gyatso demiş olabilir hatta bunu ya da ben kafadan atıyor da olabilirim. Yine de ben kendimi anlamaya ve barışmaya çalışıyorum. Herkese de öneririm, barışınca çok eğlenceli vakit geçirebiliyorsunuz. Galiba bunun en zor kısmı da sizden başkalarının sizin üstünüzde hakkı olduğuna duyduğunuz inancı yıkmak. Ben şimdi elimden geldiğince kimsenin söylediklerine, düşündüklerine ve yaptıklarına göre kendi benliğimin şekillenmesine izin vermemeye çalışıyorum. Özellikle de düzen adına dayatılan anlamsız kurallara karşı durmaya çalışıyorum. Hatta bu karşı duruşun bile bir kural olmasından korkup sadece isteklerimi dinlemeye çalışıyorum. Bundan sonra bazıları küpe takıyor bazıları saçını uzatıyor bazıları da anlamsızca dans edip şarkı söylüyor olsa bazıları sevişiyor ve bazıları ormanları geziyor olsa, bazıları sandalyeye montunu asıp masada otursa hayat daha güzel olurmuş gibi geliyor. Yine de bunlar sorumluluklardan kaçmak için sebepler değil çünkü insanın kendisine sorumlulukları var, yalnızca kendi benliğine. Vicdanına ve bilgeliğine karşı sorumlulukları. On altıncı yüzyılda yaşamış büyük filozof Ben Amca'nın söylediği gibi; "Büyük güç ile Büyük sorumluluk gelir"
 Ne yazık ki bunlar insanı yoruyor da bunaltıyor da; nihayetinde testosteronlu insanlarız, mantıklı düşünmek yerine hormonlu düşünüyoruz. Bazen de ruhumun şekli işte şu görsel gibi olabiliyor.
‘’

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder